24 Ağustos 2026 Pazartesi


Kim olduğunu ne zaman anlar insan?

Kendi benliğini nasıl bulduğunu?

Arayıp bulunabilen bir şey mi bu insanın kendisini bulması?

Kendisiyle konuşabilmesi, kendisiyle kalabilmesi, kendisini tanıyabilmesi…

Bir yapboz gibi belki de benlik

Onca çabayla birer birer birleştirirsin parçaları bir hayat kurabilmek için

Hayatın içerisinde yer bulabilmek için

Kendinden bir parçayı görebilmek için

Var olabilmek ve tutunabilmek için

Yıllar geçer, parçalar eskir,

Kimi zaman içinde eksilir..

Parçalar eksildiğinde bir sorgulama mekanizması geliştirir insan belki de 

Bilemezsin, eksik parça nasıl doldurulur

Üzeri hangi örtüyle kapatılır?

Kapatılan yer tekrar açar mı üstünü, üşür mü?

İçten içe kanatır mı kalbinin derinliklerinde sakladığı hatıraları 

Hatıraların doldurduğu duyguları…

23 Ağustos 2026 Pazar

Hayatın renklerinin kaybolduğunu ne zaman anlarız?

Eskiye çalan bir pazar gününü anımsadığımızda..

İçimiz sessizce neşesizliğe doğru sürüklendiğinde..

Güzel bir günün ardından sessizce, kimsesiz yine karanlığa gömülünce..

Hatıraların içinde kaybolurken çok şey görmeyi beklerken aynı hissedilmediğinde…

Sahi zaman eskiden de böyle mi akardı?

Renkler birer birer soluklaşır mıydı?

Yoksa yaşandıkça unutuluyor mu bunca ihtimaller silsilesi..

Şimdi bir çınar var karşımda, oturmuş öylece onun duruşunu izliyorum..

Bunca düşünce arasında onun hayattaki rengini arşınlıyorum kalbimde,

Ben derin derin nefes aldıkça, bünyesinde telaşa yer almadığını görüyorum 

Belki rengini kaybediyor zaman zaman; ıssızlaşıyor, yalnızlaşıyor, kırılıyor..

Belki de o kırılan yerinden bir nefese can oluyor, yalnızlığı ansızın yitip gidiyor 

Rüzgar okşuyor nefesiyle, yağmur can veriyor, kuş cıvıltıları hayat oluyor..

İnciniyor kimi zaman ama büyüyor, vaktini bekliyor..

Her şeyin vaktini beklediği gibi. 

Hiçbir hâl olduğu yer de saymıyor. 

Renkler bulanıklaşıyor, hatıraların kokusu yitip gidiyor, duygular hissizleşiyor belki..

Sonra doğanın kanunu bir demet umut serpiyor avuçlarına..

Unutulmaya yüz tutan ne varsa çıkarıyor karşına..

Çıktığın yol değişse de, varacağın yer bilinmese de..

Bir avuç umut bir rengi hatırlatıyor..

Kaybolan rengin tınısını taşıyor gönül heybesine… 

21 Ağustos 2026 Cuma

Sonbahar çalınıyor yine kapıda

Derin düşüncelerin mevsimi derim ben buna

Gönlün har alevinin yağmurlarla sustuğu

Rüzgarın usul usul kaderin cilvesine taht kurduğu..

Kalem en çok hazan da mı yazar?

Hangi duygunun telaşıyla birbir dökülür sözcükler?

İnsan hangi hayalin gerçeğiyle uyanmayı bekler?

Bilirim, bu bilinmezliğin denkleminde sorularıma cevaptır bu mevsim

Ruhumun kırgınlığına usulca dokunan, yitip giden umudun ardındaki karanlığa bir ışık tutan..

Bu mevsim ki kapısı çalınmaya yüz tutmuş zamanın eşiği gibi

Bir adım atarsın, bir yolculuğun masalına tanık olursun

Bir varmış bir yokmuş...

Belki de en güzel hikayeler

Yarım kalanların içinden doğarmış...

22 Haziran 2026 Pazartesi

Sevme Sanatı

Sevmek bir görme sanatıdır belki..

Anlama, hissetme, yaşama ve yaşatma..

Adımların aynı yola çıktığı, kalbin aynı yöne baktığı, aynı gizli ritme bir teslimiyet..

Gün be gün umutların süzüldüğü bu duygunun eşiğindeyim 

Samanyolu kadar uçsuz bucaksız bu duygu usulca çalıyor kapımı 

Sakince, sessizce, hissederek..

Her tık sesinde bir kez daha çarpıyor kalbimin kelebeği..

Kapı açılana dek aynı heyecanın derinliği altında yeşeriyor ruhum

Kalbimin sahilinde çözülüyor dalgalar

Su öylesine durgun ki..

Bir yansıma vuruyor gönlümün pınarına

Yolumu buluyorum, yoldaşımı..

Kalbimi başka bir kalpte yaşatmayı..

Gördüğüm bu sanat, resimleri anlatıyor. 

Hikayenin etrafına serpilen hayat ağacına, bin bir çeşit resimler bir bir ekiliyor..


Görebilen iki gönül,


Duyabilen iki kalp,


Yaşatabilen iki sevgili…

20 Şubat 2026 Cuma

Kırmızı İp 

Sahi hissediyor musun eskisi gibi? 

Yıldızları okuyabiliyor musun derinden, hikayen yine soluk soluğa mı? 

Kalbinin atışı mı bu kulağıma çalınan yoksa kalemimin durdurak bilmeyen sancısı mı? 

Yüzün neden saklı? 

Kalbimin sahilinde boylu boyunca uzanan ruhun şimdi hangi deryanın denizinde.. 

Sol yanından parmak uçlarına kadar uzanan o kırmızı ipi görmüyorsun değil mi? 

Sahi mübalağa ediyorum.. 

Görmeye ne hacet! 

Birbirini bulmak için yaratılan o iki kalp biz değilsek düğümün o boğucu hissini anlarsın.. 

Bir bak, kader anlatıyor kırmızı ipin gerçeğini…

İnsan okuyabilmek nedir bilir misiniz?

Sesten, bakıştan, duruştan, ayak sesinden…

Okuyabilmenin zamanla anlamlandırmaya, anlamlandırmaya başladıkça gerçeklerle bir bir yüzleşmenin ağırlığı altına elbette girebilir insan.

Bir kapının nasıl kapandığına veyahut kapatıldığına dikkat ettiniz mi mesela?

Bir tabağın sofraya nasıl konduğunu?

Sesin hangi ivmede huşu bulduğunu?

Yere vuran topukların neyi anlatmak istediğini?

Bir değil bin bir hayat akıp gidiyor her adımda..

Bir bakış bir söz bir duruş anlatıyor tüm hayatı.

Okuyabilene, vesselam…

24 Kasım 2025 Pazartesi

Hatırlamak ne garip bir duygu

Hayatın akışında tanıdık olaylar silsilesi

Bir renkten, bir bakıştan, bir hüzünden, bir gülümseyişten…

İşte bu tanımlamaya çalıştığım garip bir duygusun sen, hatıramda yaşayan…

Önce bir renktin, görüp görebileceğim en eşsiz renk, bana özel kılınan..

O renkten tanıdım seni, bakışından, gülümseyişinden..

Sonra hüzün yağmurları dökülüverdi gökyüzünden

Hüzmeler bir bir esti semadan kalbime

Yaktı, yıktı ve geçti, hatır da kalanlar kaldı sadece.

Ne tekrar kavuşacağım sana ne tekrar yaşayacağım seni kalbimde,

Adın hatıramda

Hep aynı sızıyla bir yerlerde…

Kim olduğunu ne zaman anlar insan? Kendi benliğini nasıl bulduğunu? Arayıp bulunabilen bir şey mi bu insanın kendisini bulması? Kendisiyle k...